İnsanlık Hastalıklıdır -AŞK

 İnsanlık...
Engin güçleri olan varlık. Ne yazık ki o kadar da engin değil. Hayvanlardan üstün kılınırken bazı durumlarda da onlardan aşağı kılındık. Bunlardan birisi de aşk.
   Tabii burada aşk denilince hangi aşk dememiz normal oluyor zira aşk çok çeşitli bir şeydir. Vatan aşkı, anne aşkı, insan aşkı, hayvan aşkı diye uzayıp gider bu liste. Ben burada karşı cinse olan aşkı değineceğim. Herkes hayatında bir kerede olsun birisini sevmiştir. O güzel gülümsemesini sana doğru çevirdiğin de için içini yiyordur. Hem de o kadar güzel bir şeydir ki aşk, ona bakmaya kıyamazsın fakat baktıkça da doyamazsın. İşte böyledir ya aşk: Kalbinin uçup gitmesi, her şeye, herkese iyi davranmak ve çok mutlu olmak değil midir aşk?
    Değildir. İnsanlık ne yazık ki bazı şeyleri unutuyor veyahut sonunu bile bile yaşamaya devam ediyor. Örneğin ölüm. Kaç kişi ölümü her saniyesinde hatırlayarak vaktini ona göre harcıyor ki? Bir elin parmağını geçmez. Aynı şekilde aşk da böyle bir şey sonunu bile bile aşık olmaktır. Sonunu bile bile öldürmektir kendini. Hatta ve hatta biraz daha ileri gidersem aşk senin acı çekişini sevmektir. Evet öyledir. Yoksa kızlar en masum olan erkek yerine niye en şerefsiz olanı tercih eder? Soru cevap kadar basit aslında, hasta olduğumuz için. Hastayız biz aynı birbirinin kopyası benliklerimiz gibi hastayız. Ayrı kalan var mı diye sorarsın kendine? Fakat bilirsin herkesin aynı şekilde doğduğunu ve aynı şekilde öldüğünü. İşte bu yüzdendir ki insanlar hep bir farklı olma çabasına girişir. Bu çabalardan birisi de aşktır. Öyle ya sonunu bile bile ölmek başka neyi gerektirir? Biliyorum insanız duygularımız var ve sonunda en-ne kadar büyük bokluklar çıkacağını bilsek de yine de aşık olmak istiyoruz. Tatmak istiyoruz o duyguyu, inandırmak istiyoruz kendimizi. İnandıralım be usta ne olacak ki inandıralım ama Mutlu son olmadığını da bilelim zira son'un olduğu yerde mutluluk yok.
   
---------

            Üstteki yazıyı aylar önce yazmıştım taslaklarda duruyordu şuan okuyorum da yüzümde hafif bir tebessümle yanılmışım diyorum. Aşk dünyanın en güzel şeyleri arasında kendisine yer edinir fakat BİLİÇLİ yaşanırsa. Peki nedir bu bilinçli yaşamaktan kasıt? Bu aşkın bir gün sona ereceğini kabullenip, iki taraftan birisinin üzülerek biteceğine sonunda birisinin kalbinde yaralar olacağına ve ideal ilişki nasıl olmalı bir kadın/erkek bu ilişkiden ne ister? Sorularına cevap bulmaktır bilinçli yaşam. Ben buldum, peki sen buldun mu? Sanıyorum hayır. O halde pazarlamacılar gibi doğru yere geldin demeyeceğim sana çünkü yaşam tarzında salt doğru denen bir şey yoktur. En az yanlış ile en fazla yanlış olan yaşam tarzı vardır. Bu durumu bir örnek vererek açıklarsak

Ahmet adlı kişi hayatında anaokulunda aşık olmuş ve diğer çocuklar onunla dalga geçmiştir daha sonra ortaokulda da aşık olup kıza sevgisini açtığı vakit aynı durum yinelenmiştir. Lise yılına geldiğinde Ahmet platonik aşık olur ve kıza duygularını itiraf edemez zira Ahmet'in geçmiş ilişkilerindeki yaşadığı bu utanç(!) verici durumlar onun bilinçaltına yerleşmiştir ve artık öğrenilmiş çaresizlik dediğimiz durum meydana gelmiştir. Ahmet bundan böyle insanlara karşı

a- nefret edebilir
b- çaresiz ve zayıf hissedebilir
c- ikisi belli bir oranda karışık duygular duyabilir.

Ahmet hayatı nasıl yorumluyordur? Eminim pek pozitif değil :)

Ahmet'in yaşam tarzına yanlış diyebilir miyiz? Bu doğru ya da yanlış hakkında konuşmak derin bir felsefe sohbetini açsa da hayır bunu es geçip Ahmet'in yaşam tarzı yanlıştır diyebilirim. Çoğu kez böyle kişiler dışarıdan yardım almadıkları taktirde düşünceleri değişmez fakat bazıları vardır ki dışarıdan aldıkları (arkadaş çevreleri, internet ortamı vs.) yardım sayesinde eskisinden çok daha pozitif bireylere dönüşür.

 Hayatta önemli olan her zaman karşılaştığımız güçlükleri yenmek yada yenilmek değildir o karşılaştığımız güçlüklere ve hayata nasıl bir anlam kattığımızdır önemli olan. Kimisi hayatı boş ve gereksiz görürken kimisi hayatı yaşamın yetmeyeceği kadar dolu görür. Ve toplumumuzun ne yazık ki büyük kısmı ''İşte böyledir hayat...'' cümlesini kurup devamına olumsuz bir şey getirir oysa ki yaşadığı hayatın kötü olmasının sebebi baktığı perspektiftir. Zor ve engellerle dolu bir hayat zenginliklerle geçen bir hayattan daha tatmin edicidir zira harcanan çaba ve emek arttıkça alınan keyif de artıyor. Aşk denen duyguyu da doğruya en yakın biçimde yorumlar isek hayattan aldığımız tat ve zevk katlanarak artacaktır.

''Ufak çocuğun kendisine hediye edilmiş bir oyuncağa karşı duyduğu bir sevgi bir korku. Kaybetmek ve kırmak istememesi bir süre sonra sıkılması yada onu asla kaybetmek istemediği için gizli yerine saklaması. Diğer çocuklardan kıskanması ve sadece ona ait olduğunu onlara kanıtlamaya çalışması. ''Tehlikeli bir oyundur kadın, erkek için tehlikeli oyuncak.''
 friedrich nietzsche

İşte nietzsche'nin aşk ve kadınlar hakkındaki yorumunu okudunuz kiminiz bu görüşe katılır kiminiz katılmaz şu bir gerçektir ki hayatın her alanında bilinçlenmek gerekiyor. Aşkı ya bir hastalık olarak görebilirsiniz benim geçmişteki halim gibi ya da onu göklere uçuracak kadar güzel duygu cümbüşü. Eh, arada bir yerlerde kalıp aşk denen duyguyu saçmalık olarak görüp reddedebilirsiniz de nitekim hayat da kesin doğru denen bir şey yok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın, Ahlak ve Gelişim Üzerine Bir Bakış Açısı

Kişisel Gelişim Kitaplarının Saçmalığı