Kendime Ait Düşünceler Dehlizi
Beyler beyler,
Aklı başında bir insan en çok neyden hoşlanır bilir misiniz?
Cevap: Kendisinden.
Öyleyse bende kendimden bahsedeyim biraz.
Ben yaşlı bir insanım, hani enerjisi çok düşük olup ama akıllı olanlardan. Kendimi diğerlerinden akıllı saymamın tek nedeni bitirmek şöyle dursun, hayatım boyunca hiç bir işe başlamamış olmamdandır. Akıllı olmak zordur. Siz bunu nereden bileceksiniz ki? Hayatın yükünü omzuma aldığım zaman her şey zorlaşıyor. Bir bir yukarı çıkıyorum Kadıköy merdivenlerinden. Düşündüğüm tek şeyse Jack amcadan bir yudum almak ama param yok. Hangimizin oldu ki? Akıllı adam harcamayı yeni bir eşyaya değil de beynine harcamayı bilir. İşte ben bu yüzden böyleyim. Beynime harcadığım tüm paralar beni en kaygısız insan yapıyor. Düşünsene dertsiz ve tasasız olduğunu. Belki son model bir araban ya da çıkabileceğin lüks tatil için otel paran yok ama mutlusun çünkü gereği yok. Hiç bir şeyin yok niye olsun ki? Dünya için çok da önemli olmayan işler peşinde koşmaktan sıkılan birisi olarak söylüyorum ki sana bu hayat benim hayatım. Eminim bunu okurken sende benim gibi olmak isterdin. Kim çişi geldiği için köprüden aşağıya doğru işemez ki? Bu kesinlikle en doğru olanı. Bir erkeğin adam olabilmesi için hayatın yükünü sırtlaması gerektiğini öğretti bana annem ve benim küçüklüğüm için söyleyebilecek olduğum en önemli cümlenin çok olgun olduğunu kabul etmelisin. Bu hayatın merkezinde ben yokum. Ne yani ufacık bir çocuğum diye dünya benim etrafım da mı dönecek? Ne kadar da saçma, öyle değil mi dostum? Neyse ki aklı başında bir insan oldum ve bugün olgunluğumu ahmaklık yaparak geçiriyorum. Kim ne derse desin akıllı bir insan çevresine iç dünyasını yansıtmayan bir insandır ve bunu başarmanın tek yolu var. O da iç dünyanı yok etmek. Eminim karşına çıkmıştır falcılar, geleceğini söylediğini düşünürsün ama işin içi öyle değildir. Sadece bir kaç zihin okuma tekniği yapıyordur ve güzel Türkçe'mizden şu sözleri söylersin: Harika. Ama hayır ve hayır. Ben böyle bir insan değilim, bu saçmalıklara inanmam. Ne yani bunlara inanmamı mı bekliyorsun? Ne dediğimi hatırlıyorsun. Akıllı bir insan çevresine iç dünyasını yansıtmaz. Evet çeşitli konularda cahil birisi olduğumu kabul ediyorum lakin bu konuda değil. Çünkü sen ne zaman hayal alemine girsen ve düşüncelere dalsan veyahut birisiyle iletişime geçsen senin hareketlerin iç dünyanı anlatıyor. Bunu belki önleyebilirsin ama kim uğraşacak ki? Bak dostum ben o aptal meditasyon zırvalıklarına inanmıyorum ve içimde onlara karşı derin bir nefret var. Kandırıldım. Ben lanet bir ölü adam değilim ve bu dünyada ölmüyorum. Onlarca sadece sizin için gerçek mutluluğun iç huzurdan geldiğini söyleyen ahmaklar. Sana iç huzur nerede söyleyeyim mi? Vücuduna çektiğin esrarın seni uyuşturduğu sırada. Evet keş birisi sanıyorsun beni ama ben kendime öyle bahsetmiyorum. Sadece üzülüyorum artık moruk ve üzgün bir adam olmak istemiyorum. Bazen keşke küçük adam olarak kalsam diyorum ama hepimizin artık bu dünyadan göçüp gitme zamanı yaklaşıyor ve ben anlıyorum ki sonlara geldim artık. Son zamanlarımı ise huzuru bulmak değil insanlara yardım etmek istiyorum. Artık sonlara geldim ve yaptığım onca bireyselliği çöpe döküp, toplumsal olacağım. Bunun için bildiklerimi buraya döküyorum. Biliyorum benim kendimi öven götün teki olduğumu düşünüyorsun ama soruyorum sana: Hadi ama hangi göt buraya oturup saatlerce kelime kelime kendisini övsün ki? Akıllı birisi için bu yapması çok zor bir eylem. Yapmayacağımı biliyorsun, onun yerine sana biraz kendimi anlatayım. Bundan ders çıkart dostum ben insanları sevmem. Çünküsü yok zira hepsi iki yüzlü. Kendime benzeyen insanlar görüyorum bu dünyada, kurduğum nedenselliğimi yok eden insanlar. Onca plan yaptım ve kendi iç dünyamı yıktım lakin bazı dangalaklar gelip onu tekrar ortaya çıkartmak istiyor. Hayır efendim buna müsaade edemem. Ne yazık ki ben yaşlandım. Hayatın yükünü omzuna almış bir insanım ve geldiğim kırklı yaşlarımdca yapacak çok daha önemli işlerim var. Sizleri uyandırmak. Hepiniz ruh hastasısınız anlıyor musunuz? Bunu kanıtlayabilirim ve bunu nereden mi biliyorum çünkü benim ruh hastası olduğumu sanıyorsun. Kabullenemiyorsunuz bazı gerçekleri. Hayatı çok ciddiye alıyorsunuz ve konfor için yaşamınızı veriyorsunuz. Bir koltuk alayım ardından televizyon ardından telefon ve yıllarca kredi ödersiniz ne için? Aptal bir konaklama evi için. Kabul et bunu. Kinim var size karşı. Siz kendini bilmez aptallar yüzünden dünyada insanların bir çoğu mutsuz çünkü kendinizi bilmiyorsunuz. Önce kendini tanı, ardından ise bana aptal de. O zaman bu söylediğini kabul edeceğim çünkü haklı olacaksın. Bir akıllı adama aptal diyebilirsin çünkü bilinçli aptallık sadece akıllılara özel bir durumdur ve yine unutma ki ancak bir aptal kendi dışındaki tüm olasılıkları yok edebilir. Eminim ne dediğimi bile anlamadın. Önemi yok, ben o salak aydın kitlesinden değilim. Küçükken çok kitap okudum, evimde iki adet kitaplığım vardı kalan kitaplarımı ise kütüphaneden okudum. Klasik eserler mi? Hangisini sorarsan sor söylerim ya da modern hukuk sevdiğim alanlardır ama ben o aptal aydınlardan değilim. Ortamın loş ışığında bara ilk defa gelmiş güzel hatunlara anlatılan salak hikayeleri uydurmam. Bu yüzden insanlar arasında sevilen bir tip hiç olamadım. Kendileri ne söylerlerse söylesinler benim düşüncelerim bana aittir ve ben onların o yapmacık tavırlarına gülmem. Düşünsene adam geliyor felsefe terimlerinden oluşan bir espri yapıyor ve gülüyor, yanındakiler ise anlamasa bile aydın gözükmek için sırıtıyorlar. Görüyorum yüzlerindeki o aciz ifadeyi oysaki kahve masasında küfür ede ede oynanan o o-batak masası muhabbetindeki samimiyet nerede? Hiç bir şekilde yok. Aydın olmak demek halkı ezik görmek değildir. Buna inanmadım ben hiç ve bu yüzden mutluyum çünkü ben insanımı seviyorum ve cahil değiller kendilerine göre yaşama tarzları var. Siz ise çakma aydınlar iğrendiğim bir kitleyi oluşturuyorsunuz. Kendinizi nasıl rahat ediyorsanız o konumda görün ama olaylara dışarıdan bakınca kendi perspektifiniz hiç bir önem arz etmiyor. Ben de böyle insanım işte, kendimi koyamadım hiç bir zaman dünyanın merkezine ve hiç bir zaman da başkalarını koymadım hayatımın merkezine. Boştum, merkezim bir göçük aldı ve içsel dünyamı yok ettim. Bu sayede günümüz dünyasındaki para ve vakit tuzağı olan her şeyden enlemesine uzak duruyorum ve biliyorum ki eğer bir gün onlardan olursam kendime ihanet etmiş olacağım. Ben böyle birisiyim kendime koyduğum kurallar var uygulamak zorunda hissettiğim. Aileme bakmak gibi biliyorum dostum başta beni götün teki zannettin ama zaman geçtikçe dökülüyor bu satıra her şey ve daha değişik duygular besliyorsun bana karşı belki hayatının bir dönemi benim gibi hissettin? Neden olmasın gayet mantıklı olurdu ama hayır ben götün tekiyim. Sana nedenini sonra açıklayacağım. İnsanları düşünüyorum da onları bir dönem seviyor bir dönem nefret ediyorum o kadar aşağılık varlıklar ki onlara acımak ve sevecenlik göstermek kendime has bir zevk sefası. Düşünsene sana yalvaran birisini. Egonu sonuna kadar zorlayarak tatmin ediyor. Ne kadar da muazzam bir duygu cümbüşü. Bunu insan hayatında ancak bir kaç kez tadabilir fazla değil ve bunu tattığı zaman gelen zevk asırlardır yaptığımız cinsellikten daha fazla. Peki ya bir insanın gelip hayatınızı berbat etmesine ne demeli? Eminim vardır bu tipler hayat enerjinizi sömürürler ve size kattığı tek şey irade taşınızı doldurmak olur. Olur böyle şeyler derim her zaman, ne yani benim gibi bir insan öyle insanlara bağırıp çağıramaz. Hayır efendim hayır benim gibiler sadece oturur ve alay eder. Yüzünde tatlı bir gülümseme ve iğneleyici bakışlar. Çok iyi yaparım bunu hayat bana çeşitli dersler verdi, ben ise her akıllı adamın yaptığını yaptım ve bu dersleri öğrenip hayatımda kullanmaya başladım. Bana yaşlı bir moruk diyebilirsin dostum ama ruhum hala genç ve eskileri yad ediyor. Hem sen nereden anlarsın ki yaşlı birisinin duygularını? Hayır anlayamazsın çünkü yaşamadın. Belki empati yapabilirim gibi bir cümle çıkacak ağzından ama bu da doğru bir sonuca ulaştırmayacak seni ama ben öyle birisi miyim? Bu hayat basamaklarını kendim tek tek çıktım ve her tarafım yara bere olduysa da kendi ağırlığımı hissettim. Sen dostum bana kıyasla asla bu kadar fazla tecrübeye sahip olamayacaksın nedeni ise gayet basit çünkü ben başlamak şöyle dursun hiç bir işi bitirmedim. Çevremde sürekli yarım kalan işlerim var, eminim öldüğüm de bırakacağım varisin payı da ayrı bir muamma olacaktır. Hoş umursadığım bir konu değil gerçi. Üç kuruş param var onla da bir kuruşluk adam yerine koyulmuyor isem bana ne faydası var? Karakter moruk karakter. Önemli olan kişinin karakteridir. O lanet aydınlara bugün gülmüyorsam bil ki kendimi onlardan üstün gördüğüm içindir. Bunun altında yatanın bir ego olduğunu düşünüyorsun ama bunu da reddediyorum. Önemli olan egolarımız değildir. Egolarımız içinde yarattığımız hislerdir. Bu yüzden ya benim gibi insanlar sürekli çok bilmişlik taslıyor. Seni de tanıyorum. Ah sıktın be ihtiyar diyorsun, veya daha başka şeyler. Peki neden oturup da bu yazıyı hala okuyorsun ki? Çünkü biliyorsun. Sende biliyorsun bu yazıda kendine ait bir şeylerin olduğunu. Ben farkındayım, sürekli farkındayım, her şey bu yüzdendir. Bu dünyada hiç bir şeye yakın şeyler biliyorum. Bildiklerim ne ki? Üç beş alkol özelliği, ot sarımı, ucuza alkol yapma rehberi ve diğer gereksiz filozoflar ve düşüncelerim. Sana hayatı öğretiyorum. Öğrendiğin onca kültürel bilgi den sonra öleceksin ve o ölmeden bir dakika önce söyleyeceksin dostum. Diyeceksin ki hassiktir! Evet bunu diyeceksin. Belki ağzına argo dahi almamış bir entelsin ama ne fark eder? Sen dibe batan bir ucube olmuşsun artık ve kendini ait hissettiğin yer orası olacaktır. Söyleyeceksin ''hassiktir bunun için miydi her şey?'' Lafını ve bende güleceğim. Bana inanmadığın için güleceğim. Bazen düşünüyorum kendi kendime. Bu düşünme durumlarım çok sık olsa da bu sefer farklı konular hakkında düşünüyorum. Önemsemediğim kendim hakkında düşünüyorum. Ardından ise geleceğe dönük planlarım hakkında ama hiç bir yere varmıyor sonunda. Neden mi? Çünkü çaba harcamak gerekiyor dostum. Dünya belki de bu yüzden çok acımasız. Kırklı yaşlarıma dayandım artık yaşlı bir insanım ve hala beni uğraştıracak güçlükler karşıma çıkartıyor. Özellikle de o güçlüklerin başında aptal psikologlar geliyor. Eminim bir ahmakla konuşmamdan farksız olurdu psikologla konuşmam. Bana derdi ki '' Hey dostum sen böyle söylüyorsun ama hayat karşına güçlükler çıkartmasa onun ne anlamı kalır ki?'' Elbette anlamı kalır. Mutlu olurum, ardından ise mutlu ölürüm. Benim açımdan uyuşturucu çekerken yanımda çıtır bir hatunla ölmek en iyi ölüm şekillerinden birisi. Çoğu kişi yine başlar namus bekçiliğine ama ben bireyselim dedim ya moruk. Tek tabanca takılırım hayatın yükünü omuzuna almış bir adamdan geleceği görmeyi bekleme. Bizim gibi insanlara en büyük kötülüğü sizler yapıyorsunuz. Dağılan bir parçayı toparlamak yerine onu sal ve yolunu bulsun belki oluşan görüntü seni rahatsız edecektir ama bu sadece senin monotonluk derecesine gelmiş düzen hastalığın olduğunu gösteren bir belirti olur. Bırak zamanın akışına ve beynin biraz rahatlasın. Hayır önermiyorum burada kimseye otobanda uyuşturucu çeken keşler olmayı onlardan yeterince var ve sizler dahil olursanız biz kendimizi nasıl özel hissedebiliriz ki? Benim söylemeye çalıştığım şey sadece kendin olmak. Bu olması zor ve süreç isteyen bir eylem ama ben insanlara ölü adam olmayı pazarlayan bir iç dünya kapitalisti değilim ben sadece senin gözünde şimdinin yaşlı moron'u, geleceğin ise ağabeyi kabul edeceğin bir dostunum. Zaman derler ya her şeyin ilacıdır diye çok haklılar. Bir insanı ancak zaman kurtarabilir. Her yarayı iyileştirdiği gibi onu derinleştiren de zamandır. O yüzden en keskin bıçak olarak anarım ben zamanı ve nereye savrulacağını yönetirsen gücü daima elde edersin. Bak aydınlar gibi konuştum dimi? Kendimi bir an için bilge hissettim, belki de öyle birisiyimdir. Bunu ancak ölünce arkamdan kasılan prim ile anlayacağız. Umarım onlardan olmam. Eğer ki olur ki onlardan birisi haline gelirsem işte o zaman kendime koyduğum kuralları çiğnemiş olacağım. Cesedim belki bugün gömülecek ama ruhum yarınlarda gömülecek. Düşünüyorsun dimi neden bu kadar önemli kurallarım diye? Çünkü benim sahip olduğum tek şeyler onlar. Kendime koyduğum kurallara uyarak içsel dünyası olmayan birisiyken insan kalmayı başarabiliyorum. Bunu anlamanı beklemiyorum zaten. Anlasaydın bu özel olurdu ama sen özel değilsin, buradaki hiç kimse özel değil ne ben ne de onlar özel olan tek şey bilinci olmayan varlıklar. Ne yazık ki Tanrımız bizi cezalandırdı. Biliyorum kutsal kitabımızda bu durum övülecek bir takım davranışları teşkil ediyor ama ben ne yazık ki bu konuda olaylara dışarıdan bakamıyorum. Belki de bu Tanrının beni yaratırken koyduğu bir zaafıdır? Bu durumu bir süre düşündükten sonra verdiğim karar şu oluyor: Bu çok saçma olurdu. Ne yani Tanrı niye beni zaafım olacak şekilde yaratsın ki? O kısımları ben zayıf düşürdüm ve suçu kendime yüklüyorum, bir başkasına değil. Dürüst olmak önce kendinde başlar. Eminim sende gördün bu klişe insanları çevrende. Olan her şeyin sorumlusunu bir başkası olduğunu anlatma çabasına girişirler. O kadar hastalıklı bir düşünce ki bunu tanımlayabilecek bir kelime bulamıyorum. Sadece bir tane var ve o kelimede bizim kusursuz kalitede yaşayan insanlarımız olan psikologlarımızın kullandığı terim yansıtma oluyor. Bazen onlara da hak veriyorum. İnsan illaki bir yerlerden ego duygusunu tatmin etmeli ve bunu çeşitli şekillerde sağlamalı ama bu kadar önemli bir duyguyu aşağılıkça tatmin etmek beni rahatsız eden bir durum. Bu yüzden o insanlara acımaya her zaman devam edeceğim. Biliyorum, şekle bakan insanlar toplumumuzun her döneminde olacaktır ve giderek de artacaktır ama biz azınlık halinde kendimizi idame ettirmeye çalışıyoruz. Önemli olan her zaman ambalaj olmuştur, satılan ürün değil. Bir ambalajdan başka bir şeye para vermiyorsun. İçerik yalnızca yanında verilen bir hediyeden ibarettir. Bu yüzden biz değersizin peşinden koşarız. Her şeyin olağan durumda gittiği bu dünyada belki ufak bir fark yaratırız diye ama bu fark oluşuyor mu? Hayır oluşmuyor çünkü bizlerde sadece geri kalan ile aynı yapıya sahibiz. Bu yüzden söyledim ya sana günümü ahmaklık yaparak geçirdiğimi. Akıllı bir insan diğerlerinden farklı olmaya çabalamaz, bunu karakteriyle de göstermeye çalışmaz. Onu sadece algılarlar ama anlayamazlar. O kişinin sadece istediğini yapması her zaman yerinde bir davranış oluyor. Ahmaklık yapmanın bir kaç güzel yanı var bunları tanımlamam gerekirse ilk sıraya kimseyi umursamamayı getiririm. Şu an bu yazı dizisini istediğim gibi çöpe atabilirim. Belki sana kısa sürede yazılmış bir içerik olarak gelecek ama bunun için bir haftadır uğraşıyorum. Dünyadan göçüp giderken bir iz bırakmaya çabalamak ve bunu mükemmeliyetçi bir zihniyetle yapmak ahmak olmamın bir sonucu olsa gerek. Sonuçta kimi kandırıyorum ki ben? Buraya sadece içimi döküyorum, başka bir şey değil. Eğer bir itirafta bulunmam gerekseydi söylemek istediğim kelimeler ''hiçbir şey'' olurdu. Sıkıldım çünkü artık. Monotonluk her davranışıma işlemiş gibi davranıyorum. Sanki gitarımı tıngırdattığımda kulağıma gelen tek notanın her zaman ''si'' notası olduğunu hissediyorum. Algılayış biçimlerim değişti ve ben artık orijinal birisi olamıyorum. Belki de başlığa itiraflarım yazmam gerekirdi ama itiraf ettiğim hiç bir şey yok, bunu istemiyorum. Eminim sende istemezsin. Toplumun istekleri ile ters düşmüş en yanlış düşüncelerinin kendinde saklı kalmasını ve diğerleri tarafından sevilen birisi olmayı dilersin. Neden mi? Doğamız budur. buna emin olamıyorum ama bildiğim bir durum varsa o da: İnsanların gerçekten çok farklı psikolojik durumlara kendisini sokabilme başarısıdır. Farklı olma çabasına girişen insanlar tanıyorum ve bu bana çok ahmakça geliyor. Söyler misin en büyük hobisi salaklık yapmak üzerine olan birisinin diğer salakları görüp üzülmesi ne kadar mantıklı? Mantıklı değil. Mantık aramak zaten vakit kaybından öte bir davranış değildir. Ben inanıyorum ki insanlığımız gün geçtikçe daha da aptal olacak. Bu iyi bir şey. Sürekli olarak ''uyan artık Türkiye'm!'' naraları atan insanlara katılmıyorum. Bu da senin bana ters düşmene sebep olacak bir davranış. Benimle aynı görüşe sahip olmamalısın zaten. Yoksa ben kendimi nasıl özel hissedebilirim ki? Bütün her şey ama her şey alabildiğine kendini özel hissetmek ile kurgulu değil midir? Ben bu durumdan çok memnunum, ve sizin kötü bildiğiniz sisteme itaat eden insanlardanım çünkü yıllar sonra kendi söylediğim yalana inanmayı başardım. Ben bu dünyanın merkezindeyim. Ancak böyle olursam mutlu olabiliyorum. Kafamı yastığa koyduğumda kendim dışında kimseyi düşünmemek bana zevk veriyor. Bencillik sadece benim değil, bizim doğamızda var. Bencilliğimi kabulleniyorum ve bitirmeden önce buraya kafamdaki bir belirsizliği döküyorum.
Belki de bütün bu olan bitenler toplumda kabul görmek için uydurduğum yalanlardır, kendi anlamsal durumumu belirtme çabasıdır. Bir anlamdan söz etmek istiyorum ve bu anlam benim değil bizim olmalı. Kırk yıl yaşadıktan sonra kabul ediyorum artık. Benim yaptıklarımın tümü başkaları için anlam ifade ediyorsa değerlidir. Yalnızca kendim için anlamlı olan bir şey yanılgıdan ibaret bir düşünme hatasıdır. Bir anlamdan bahsetmek gerekiyorsa bu anlamı diğerleri de anlamalıdır. Ancak böylelikle varlığımı en dipteki kuyuda bile derin bir içtenlikle hissedebiliyor olacağım.
Selam ve saygıyla.
Aklı başında bir insan en çok neyden hoşlanır bilir misiniz?
Cevap: Kendisinden.
Öyleyse bende kendimden bahsedeyim biraz.
Ben yaşlı bir insanım, hani enerjisi çok düşük olup ama akıllı olanlardan. Kendimi diğerlerinden akıllı saymamın tek nedeni bitirmek şöyle dursun, hayatım boyunca hiç bir işe başlamamış olmamdandır. Akıllı olmak zordur. Siz bunu nereden bileceksiniz ki? Hayatın yükünü omzuma aldığım zaman her şey zorlaşıyor. Bir bir yukarı çıkıyorum Kadıköy merdivenlerinden. Düşündüğüm tek şeyse Jack amcadan bir yudum almak ama param yok. Hangimizin oldu ki? Akıllı adam harcamayı yeni bir eşyaya değil de beynine harcamayı bilir. İşte ben bu yüzden böyleyim. Beynime harcadığım tüm paralar beni en kaygısız insan yapıyor. Düşünsene dertsiz ve tasasız olduğunu. Belki son model bir araban ya da çıkabileceğin lüks tatil için otel paran yok ama mutlusun çünkü gereği yok. Hiç bir şeyin yok niye olsun ki? Dünya için çok da önemli olmayan işler peşinde koşmaktan sıkılan birisi olarak söylüyorum ki sana bu hayat benim hayatım. Eminim bunu okurken sende benim gibi olmak isterdin. Kim çişi geldiği için köprüden aşağıya doğru işemez ki? Bu kesinlikle en doğru olanı. Bir erkeğin adam olabilmesi için hayatın yükünü sırtlaması gerektiğini öğretti bana annem ve benim küçüklüğüm için söyleyebilecek olduğum en önemli cümlenin çok olgun olduğunu kabul etmelisin. Bu hayatın merkezinde ben yokum. Ne yani ufacık bir çocuğum diye dünya benim etrafım da mı dönecek? Ne kadar da saçma, öyle değil mi dostum? Neyse ki aklı başında bir insan oldum ve bugün olgunluğumu ahmaklık yaparak geçiriyorum. Kim ne derse desin akıllı bir insan çevresine iç dünyasını yansıtmayan bir insandır ve bunu başarmanın tek yolu var. O da iç dünyanı yok etmek. Eminim karşına çıkmıştır falcılar, geleceğini söylediğini düşünürsün ama işin içi öyle değildir. Sadece bir kaç zihin okuma tekniği yapıyordur ve güzel Türkçe'mizden şu sözleri söylersin: Harika. Ama hayır ve hayır. Ben böyle bir insan değilim, bu saçmalıklara inanmam. Ne yani bunlara inanmamı mı bekliyorsun? Ne dediğimi hatırlıyorsun. Akıllı bir insan çevresine iç dünyasını yansıtmaz. Evet çeşitli konularda cahil birisi olduğumu kabul ediyorum lakin bu konuda değil. Çünkü sen ne zaman hayal alemine girsen ve düşüncelere dalsan veyahut birisiyle iletişime geçsen senin hareketlerin iç dünyanı anlatıyor. Bunu belki önleyebilirsin ama kim uğraşacak ki? Bak dostum ben o aptal meditasyon zırvalıklarına inanmıyorum ve içimde onlara karşı derin bir nefret var. Kandırıldım. Ben lanet bir ölü adam değilim ve bu dünyada ölmüyorum. Onlarca sadece sizin için gerçek mutluluğun iç huzurdan geldiğini söyleyen ahmaklar. Sana iç huzur nerede söyleyeyim mi? Vücuduna çektiğin esrarın seni uyuşturduğu sırada. Evet keş birisi sanıyorsun beni ama ben kendime öyle bahsetmiyorum. Sadece üzülüyorum artık moruk ve üzgün bir adam olmak istemiyorum. Bazen keşke küçük adam olarak kalsam diyorum ama hepimizin artık bu dünyadan göçüp gitme zamanı yaklaşıyor ve ben anlıyorum ki sonlara geldim artık. Son zamanlarımı ise huzuru bulmak değil insanlara yardım etmek istiyorum. Artık sonlara geldim ve yaptığım onca bireyselliği çöpe döküp, toplumsal olacağım. Bunun için bildiklerimi buraya döküyorum. Biliyorum benim kendimi öven götün teki olduğumu düşünüyorsun ama soruyorum sana: Hadi ama hangi göt buraya oturup saatlerce kelime kelime kendisini övsün ki? Akıllı birisi için bu yapması çok zor bir eylem. Yapmayacağımı biliyorsun, onun yerine sana biraz kendimi anlatayım. Bundan ders çıkart dostum ben insanları sevmem. Çünküsü yok zira hepsi iki yüzlü. Kendime benzeyen insanlar görüyorum bu dünyada, kurduğum nedenselliğimi yok eden insanlar. Onca plan yaptım ve kendi iç dünyamı yıktım lakin bazı dangalaklar gelip onu tekrar ortaya çıkartmak istiyor. Hayır efendim buna müsaade edemem. Ne yazık ki ben yaşlandım. Hayatın yükünü omzuna almış bir insanım ve geldiğim kırklı yaşlarımdca yapacak çok daha önemli işlerim var. Sizleri uyandırmak. Hepiniz ruh hastasısınız anlıyor musunuz? Bunu kanıtlayabilirim ve bunu nereden mi biliyorum çünkü benim ruh hastası olduğumu sanıyorsun. Kabullenemiyorsunuz bazı gerçekleri. Hayatı çok ciddiye alıyorsunuz ve konfor için yaşamınızı veriyorsunuz. Bir koltuk alayım ardından televizyon ardından telefon ve yıllarca kredi ödersiniz ne için? Aptal bir konaklama evi için. Kabul et bunu. Kinim var size karşı. Siz kendini bilmez aptallar yüzünden dünyada insanların bir çoğu mutsuz çünkü kendinizi bilmiyorsunuz. Önce kendini tanı, ardından ise bana aptal de. O zaman bu söylediğini kabul edeceğim çünkü haklı olacaksın. Bir akıllı adama aptal diyebilirsin çünkü bilinçli aptallık sadece akıllılara özel bir durumdur ve yine unutma ki ancak bir aptal kendi dışındaki tüm olasılıkları yok edebilir. Eminim ne dediğimi bile anlamadın. Önemi yok, ben o salak aydın kitlesinden değilim. Küçükken çok kitap okudum, evimde iki adet kitaplığım vardı kalan kitaplarımı ise kütüphaneden okudum. Klasik eserler mi? Hangisini sorarsan sor söylerim ya da modern hukuk sevdiğim alanlardır ama ben o aptal aydınlardan değilim. Ortamın loş ışığında bara ilk defa gelmiş güzel hatunlara anlatılan salak hikayeleri uydurmam. Bu yüzden insanlar arasında sevilen bir tip hiç olamadım. Kendileri ne söylerlerse söylesinler benim düşüncelerim bana aittir ve ben onların o yapmacık tavırlarına gülmem. Düşünsene adam geliyor felsefe terimlerinden oluşan bir espri yapıyor ve gülüyor, yanındakiler ise anlamasa bile aydın gözükmek için sırıtıyorlar. Görüyorum yüzlerindeki o aciz ifadeyi oysaki kahve masasında küfür ede ede oynanan o o-batak masası muhabbetindeki samimiyet nerede? Hiç bir şekilde yok. Aydın olmak demek halkı ezik görmek değildir. Buna inanmadım ben hiç ve bu yüzden mutluyum çünkü ben insanımı seviyorum ve cahil değiller kendilerine göre yaşama tarzları var. Siz ise çakma aydınlar iğrendiğim bir kitleyi oluşturuyorsunuz. Kendinizi nasıl rahat ediyorsanız o konumda görün ama olaylara dışarıdan bakınca kendi perspektifiniz hiç bir önem arz etmiyor. Ben de böyle insanım işte, kendimi koyamadım hiç bir zaman dünyanın merkezine ve hiç bir zaman da başkalarını koymadım hayatımın merkezine. Boştum, merkezim bir göçük aldı ve içsel dünyamı yok ettim. Bu sayede günümüz dünyasındaki para ve vakit tuzağı olan her şeyden enlemesine uzak duruyorum ve biliyorum ki eğer bir gün onlardan olursam kendime ihanet etmiş olacağım. Ben böyle birisiyim kendime koyduğum kurallar var uygulamak zorunda hissettiğim. Aileme bakmak gibi biliyorum dostum başta beni götün teki zannettin ama zaman geçtikçe dökülüyor bu satıra her şey ve daha değişik duygular besliyorsun bana karşı belki hayatının bir dönemi benim gibi hissettin? Neden olmasın gayet mantıklı olurdu ama hayır ben götün tekiyim. Sana nedenini sonra açıklayacağım. İnsanları düşünüyorum da onları bir dönem seviyor bir dönem nefret ediyorum o kadar aşağılık varlıklar ki onlara acımak ve sevecenlik göstermek kendime has bir zevk sefası. Düşünsene sana yalvaran birisini. Egonu sonuna kadar zorlayarak tatmin ediyor. Ne kadar da muazzam bir duygu cümbüşü. Bunu insan hayatında ancak bir kaç kez tadabilir fazla değil ve bunu tattığı zaman gelen zevk asırlardır yaptığımız cinsellikten daha fazla. Peki ya bir insanın gelip hayatınızı berbat etmesine ne demeli? Eminim vardır bu tipler hayat enerjinizi sömürürler ve size kattığı tek şey irade taşınızı doldurmak olur. Olur böyle şeyler derim her zaman, ne yani benim gibi bir insan öyle insanlara bağırıp çağıramaz. Hayır efendim hayır benim gibiler sadece oturur ve alay eder. Yüzünde tatlı bir gülümseme ve iğneleyici bakışlar. Çok iyi yaparım bunu hayat bana çeşitli dersler verdi, ben ise her akıllı adamın yaptığını yaptım ve bu dersleri öğrenip hayatımda kullanmaya başladım. Bana yaşlı bir moruk diyebilirsin dostum ama ruhum hala genç ve eskileri yad ediyor. Hem sen nereden anlarsın ki yaşlı birisinin duygularını? Hayır anlayamazsın çünkü yaşamadın. Belki empati yapabilirim gibi bir cümle çıkacak ağzından ama bu da doğru bir sonuca ulaştırmayacak seni ama ben öyle birisi miyim? Bu hayat basamaklarını kendim tek tek çıktım ve her tarafım yara bere olduysa da kendi ağırlığımı hissettim. Sen dostum bana kıyasla asla bu kadar fazla tecrübeye sahip olamayacaksın nedeni ise gayet basit çünkü ben başlamak şöyle dursun hiç bir işi bitirmedim. Çevremde sürekli yarım kalan işlerim var, eminim öldüğüm de bırakacağım varisin payı da ayrı bir muamma olacaktır. Hoş umursadığım bir konu değil gerçi. Üç kuruş param var onla da bir kuruşluk adam yerine koyulmuyor isem bana ne faydası var? Karakter moruk karakter. Önemli olan kişinin karakteridir. O lanet aydınlara bugün gülmüyorsam bil ki kendimi onlardan üstün gördüğüm içindir. Bunun altında yatanın bir ego olduğunu düşünüyorsun ama bunu da reddediyorum. Önemli olan egolarımız değildir. Egolarımız içinde yarattığımız hislerdir. Bu yüzden ya benim gibi insanlar sürekli çok bilmişlik taslıyor. Seni de tanıyorum. Ah sıktın be ihtiyar diyorsun, veya daha başka şeyler. Peki neden oturup da bu yazıyı hala okuyorsun ki? Çünkü biliyorsun. Sende biliyorsun bu yazıda kendine ait bir şeylerin olduğunu. Ben farkındayım, sürekli farkındayım, her şey bu yüzdendir. Bu dünyada hiç bir şeye yakın şeyler biliyorum. Bildiklerim ne ki? Üç beş alkol özelliği, ot sarımı, ucuza alkol yapma rehberi ve diğer gereksiz filozoflar ve düşüncelerim. Sana hayatı öğretiyorum. Öğrendiğin onca kültürel bilgi den sonra öleceksin ve o ölmeden bir dakika önce söyleyeceksin dostum. Diyeceksin ki hassiktir! Evet bunu diyeceksin. Belki ağzına argo dahi almamış bir entelsin ama ne fark eder? Sen dibe batan bir ucube olmuşsun artık ve kendini ait hissettiğin yer orası olacaktır. Söyleyeceksin ''hassiktir bunun için miydi her şey?'' Lafını ve bende güleceğim. Bana inanmadığın için güleceğim. Bazen düşünüyorum kendi kendime. Bu düşünme durumlarım çok sık olsa da bu sefer farklı konular hakkında düşünüyorum. Önemsemediğim kendim hakkında düşünüyorum. Ardından ise geleceğe dönük planlarım hakkında ama hiç bir yere varmıyor sonunda. Neden mi? Çünkü çaba harcamak gerekiyor dostum. Dünya belki de bu yüzden çok acımasız. Kırklı yaşlarıma dayandım artık yaşlı bir insanım ve hala beni uğraştıracak güçlükler karşıma çıkartıyor. Özellikle de o güçlüklerin başında aptal psikologlar geliyor. Eminim bir ahmakla konuşmamdan farksız olurdu psikologla konuşmam. Bana derdi ki '' Hey dostum sen böyle söylüyorsun ama hayat karşına güçlükler çıkartmasa onun ne anlamı kalır ki?'' Elbette anlamı kalır. Mutlu olurum, ardından ise mutlu ölürüm. Benim açımdan uyuşturucu çekerken yanımda çıtır bir hatunla ölmek en iyi ölüm şekillerinden birisi. Çoğu kişi yine başlar namus bekçiliğine ama ben bireyselim dedim ya moruk. Tek tabanca takılırım hayatın yükünü omuzuna almış bir adamdan geleceği görmeyi bekleme. Bizim gibi insanlara en büyük kötülüğü sizler yapıyorsunuz. Dağılan bir parçayı toparlamak yerine onu sal ve yolunu bulsun belki oluşan görüntü seni rahatsız edecektir ama bu sadece senin monotonluk derecesine gelmiş düzen hastalığın olduğunu gösteren bir belirti olur. Bırak zamanın akışına ve beynin biraz rahatlasın. Hayır önermiyorum burada kimseye otobanda uyuşturucu çeken keşler olmayı onlardan yeterince var ve sizler dahil olursanız biz kendimizi nasıl özel hissedebiliriz ki? Benim söylemeye çalıştığım şey sadece kendin olmak. Bu olması zor ve süreç isteyen bir eylem ama ben insanlara ölü adam olmayı pazarlayan bir iç dünya kapitalisti değilim ben sadece senin gözünde şimdinin yaşlı moron'u, geleceğin ise ağabeyi kabul edeceğin bir dostunum. Zaman derler ya her şeyin ilacıdır diye çok haklılar. Bir insanı ancak zaman kurtarabilir. Her yarayı iyileştirdiği gibi onu derinleştiren de zamandır. O yüzden en keskin bıçak olarak anarım ben zamanı ve nereye savrulacağını yönetirsen gücü daima elde edersin. Bak aydınlar gibi konuştum dimi? Kendimi bir an için bilge hissettim, belki de öyle birisiyimdir. Bunu ancak ölünce arkamdan kasılan prim ile anlayacağız. Umarım onlardan olmam. Eğer ki olur ki onlardan birisi haline gelirsem işte o zaman kendime koyduğum kuralları çiğnemiş olacağım. Cesedim belki bugün gömülecek ama ruhum yarınlarda gömülecek. Düşünüyorsun dimi neden bu kadar önemli kurallarım diye? Çünkü benim sahip olduğum tek şeyler onlar. Kendime koyduğum kurallara uyarak içsel dünyası olmayan birisiyken insan kalmayı başarabiliyorum. Bunu anlamanı beklemiyorum zaten. Anlasaydın bu özel olurdu ama sen özel değilsin, buradaki hiç kimse özel değil ne ben ne de onlar özel olan tek şey bilinci olmayan varlıklar. Ne yazık ki Tanrımız bizi cezalandırdı. Biliyorum kutsal kitabımızda bu durum övülecek bir takım davranışları teşkil ediyor ama ben ne yazık ki bu konuda olaylara dışarıdan bakamıyorum. Belki de bu Tanrının beni yaratırken koyduğu bir zaafıdır? Bu durumu bir süre düşündükten sonra verdiğim karar şu oluyor: Bu çok saçma olurdu. Ne yani Tanrı niye beni zaafım olacak şekilde yaratsın ki? O kısımları ben zayıf düşürdüm ve suçu kendime yüklüyorum, bir başkasına değil. Dürüst olmak önce kendinde başlar. Eminim sende gördün bu klişe insanları çevrende. Olan her şeyin sorumlusunu bir başkası olduğunu anlatma çabasına girişirler. O kadar hastalıklı bir düşünce ki bunu tanımlayabilecek bir kelime bulamıyorum. Sadece bir tane var ve o kelimede bizim kusursuz kalitede yaşayan insanlarımız olan psikologlarımızın kullandığı terim yansıtma oluyor. Bazen onlara da hak veriyorum. İnsan illaki bir yerlerden ego duygusunu tatmin etmeli ve bunu çeşitli şekillerde sağlamalı ama bu kadar önemli bir duyguyu aşağılıkça tatmin etmek beni rahatsız eden bir durum. Bu yüzden o insanlara acımaya her zaman devam edeceğim. Biliyorum, şekle bakan insanlar toplumumuzun her döneminde olacaktır ve giderek de artacaktır ama biz azınlık halinde kendimizi idame ettirmeye çalışıyoruz. Önemli olan her zaman ambalaj olmuştur, satılan ürün değil. Bir ambalajdan başka bir şeye para vermiyorsun. İçerik yalnızca yanında verilen bir hediyeden ibarettir. Bu yüzden biz değersizin peşinden koşarız. Her şeyin olağan durumda gittiği bu dünyada belki ufak bir fark yaratırız diye ama bu fark oluşuyor mu? Hayır oluşmuyor çünkü bizlerde sadece geri kalan ile aynı yapıya sahibiz. Bu yüzden söyledim ya sana günümü ahmaklık yaparak geçirdiğimi. Akıllı bir insan diğerlerinden farklı olmaya çabalamaz, bunu karakteriyle de göstermeye çalışmaz. Onu sadece algılarlar ama anlayamazlar. O kişinin sadece istediğini yapması her zaman yerinde bir davranış oluyor. Ahmaklık yapmanın bir kaç güzel yanı var bunları tanımlamam gerekirse ilk sıraya kimseyi umursamamayı getiririm. Şu an bu yazı dizisini istediğim gibi çöpe atabilirim. Belki sana kısa sürede yazılmış bir içerik olarak gelecek ama bunun için bir haftadır uğraşıyorum. Dünyadan göçüp giderken bir iz bırakmaya çabalamak ve bunu mükemmeliyetçi bir zihniyetle yapmak ahmak olmamın bir sonucu olsa gerek. Sonuçta kimi kandırıyorum ki ben? Buraya sadece içimi döküyorum, başka bir şey değil. Eğer bir itirafta bulunmam gerekseydi söylemek istediğim kelimeler ''hiçbir şey'' olurdu. Sıkıldım çünkü artık. Monotonluk her davranışıma işlemiş gibi davranıyorum. Sanki gitarımı tıngırdattığımda kulağıma gelen tek notanın her zaman ''si'' notası olduğunu hissediyorum. Algılayış biçimlerim değişti ve ben artık orijinal birisi olamıyorum. Belki de başlığa itiraflarım yazmam gerekirdi ama itiraf ettiğim hiç bir şey yok, bunu istemiyorum. Eminim sende istemezsin. Toplumun istekleri ile ters düşmüş en yanlış düşüncelerinin kendinde saklı kalmasını ve diğerleri tarafından sevilen birisi olmayı dilersin. Neden mi? Doğamız budur. buna emin olamıyorum ama bildiğim bir durum varsa o da: İnsanların gerçekten çok farklı psikolojik durumlara kendisini sokabilme başarısıdır. Farklı olma çabasına girişen insanlar tanıyorum ve bu bana çok ahmakça geliyor. Söyler misin en büyük hobisi salaklık yapmak üzerine olan birisinin diğer salakları görüp üzülmesi ne kadar mantıklı? Mantıklı değil. Mantık aramak zaten vakit kaybından öte bir davranış değildir. Ben inanıyorum ki insanlığımız gün geçtikçe daha da aptal olacak. Bu iyi bir şey. Sürekli olarak ''uyan artık Türkiye'm!'' naraları atan insanlara katılmıyorum. Bu da senin bana ters düşmene sebep olacak bir davranış. Benimle aynı görüşe sahip olmamalısın zaten. Yoksa ben kendimi nasıl özel hissedebilirim ki? Bütün her şey ama her şey alabildiğine kendini özel hissetmek ile kurgulu değil midir? Ben bu durumdan çok memnunum, ve sizin kötü bildiğiniz sisteme itaat eden insanlardanım çünkü yıllar sonra kendi söylediğim yalana inanmayı başardım. Ben bu dünyanın merkezindeyim. Ancak böyle olursam mutlu olabiliyorum. Kafamı yastığa koyduğumda kendim dışında kimseyi düşünmemek bana zevk veriyor. Bencillik sadece benim değil, bizim doğamızda var. Bencilliğimi kabulleniyorum ve bitirmeden önce buraya kafamdaki bir belirsizliği döküyorum.
Belki de bütün bu olan bitenler toplumda kabul görmek için uydurduğum yalanlardır, kendi anlamsal durumumu belirtme çabasıdır. Bir anlamdan söz etmek istiyorum ve bu anlam benim değil bizim olmalı. Kırk yıl yaşadıktan sonra kabul ediyorum artık. Benim yaptıklarımın tümü başkaları için anlam ifade ediyorsa değerlidir. Yalnızca kendim için anlamlı olan bir şey yanılgıdan ibaret bir düşünme hatasıdır. Bir anlamdan bahsetmek gerekiyorsa bu anlamı diğerleri de anlamalıdır. Ancak böylelikle varlığımı en dipteki kuyuda bile derin bir içtenlikle hissedebiliyor olacağım.
Selam ve saygıyla.
Yorumlar
Yorum Gönder